İçeriğe geç
Kütahya Detay
Şaşırtıcı Bilgiler

Sis Nasıl Oluşur ve Neden Bazı Sabahlar Dağılmaz?

Sis, yere inmiş bir buluttan başka bir şey değildir. Nem, soğuma, havadaki parçacıklar ve rüzgârsızlık bir araya geldiğinde manzara birkaç metrede kesilir.

Selin Ertem 4 dk okuma

Facebook X WhatsApp

Bazı sabahlar dışarı bakıldığında karşı bina bile seçilmez. Manzara birkaç metrede kesilir, sesler tuhaf biçimde yakınlaşır, sokak lambaları etrafında halkalar belirir. Sis, en sıradan görünen hava olaylarından biridir ama içinde şaşırtıcı bir denge barındırır. Aslında sis, yerden yükselmiş bir buluttan başka bir şey değildir. Bulutu gökyüzünde, sisi ise içinde durduğumuz için farklı sanırız; oysa ikisi de aynı fiziksel olayın ürünüdür ve aynı koşullarda oluşur.

Sis Aslında Yere İnmiş Bir Buluttur

Havada her zaman gözle görülmeyen bir miktar su buharı bulunur. Bu buhar, hava soğuduğunda ya da nem arttığında görünmez halde kalamaz ve minik su damlacıklarına dönüşür. Milyonlarca damlacık bir araya geldiğinde ışığı her yöne dağıtır ve gözümüz bunu beyaz bir perde olarak algılar. Bu olay yüksekte gerçekleşirse bulut, yer seviyesinde gerçekleşirse sis adını alır. Aradaki tek fark yüksekliktir; oluşum mekanizması aynıdır.

Doyma Noktası ve Çiy Sıcaklığı

Havanın taşıyabileceği nem miktarı sıcaklığa bağlıdır. Sıcak hava daha çok su buharı taşır, soğuk hava daha az. Hava soğudukça taşıma kapasitesi düşer ve belli bir noktada içindeki buharı tutamaz hale gelir. Bu eşiğe çiy sıcaklığı denir. Sıcaklık bu değere yaklaştığında yoğuşma başlar. Sisin çoğu zaman gece boyunca değil de şafağa yakın saatlerde yoğunlaşmasının nedeni budur: günün en soğuk anı genellikle güneş doğmadan hemen öncedir.

Damlacıkların Tutunacak Bir Yüzeye İhtiyacı Vardır

Su buharının damlacığa dönüşmesi için tutunacak mikroskobik parçacıklara ihtiyaç vardır. Havada asılı duran toz, deniz tuzu, polen ve yanma ürünleri bu görevi görür. Bu nedenle havası çok temiz olan ortamlarda yoğuşma daha zor, parçacık yükü fazla olan yerlerde ise daha kolay başlar. Şehirlerde sisin bazen daha inatçı görünmesinin bir sebebi de budur; damlacıklar için gereken çekirdek malzeme fazlasıyla mevcuttur.

Açık Gökyüzü Sisin Habercisidir

Bulutlu gecelerde yeryüzü gün içinde depoladığı ısıyı kolay kaybedemez, çünkü bulut örtüsü bir battaniye gibi davranır. Gökyüzü açık olduğunda ise ısı doğrudan yukarı kaçar ve yer yüzeyi hızla soğur. Yere değen hava tabakası da bu soğumadan payını alır ve çiy sıcaklığına iner. Bu yüzden açık, sakin ve rüzgârsız geceler sisin en sık kurulduğu koşullardır. Rüzgâr olsaydı katmanlar karışacak, soğuma bu kadar keskin olmayacaktı.

Vadilerde Neden Daha Sık Görülür?

Soğuk hava sıcak havadan daha ağırdır ve bu yüzden yamaçlardan aşağı doğru akar. Gece boyunca yamaçlarda soğuyan hava vadi tabanında birikir ve orada bir soğuk göl oluşturur. Vadi tabanına yakın yerlerde nem de genellikle daha fazladır; akarsu, göl ya da sulanan tarım alanları buna katkı yapar. Soğuk havanın ve nemin aynı yerde buluşması, sisin neden vadi tabanlarında ve dere kenarlarında ısrarla göründüğünü açıklar.

Sisin Farklı Türleri

Sis tek biçimde oluşmaz. Yeryüzünün gece soğumasıyla ortaya çıkan tür en yaygın olanıdır. Bunun yanında, ılık ve nemli havanın kendisinden daha soğuk bir yüzeyin üzerinden geçmesiyle oluşan tür vardır; kıyı bölgelerinde denizden karaya doğru ilerleyen beyaz perde çoğu zaman budur. Yamaç boyunca yükselirken soğuyan havanın oluşturduğu tür de dağlık alanlarda sık görülür. Soğuk havada ılık bir su yüzeyinden yükselen buharın oluşturduğu tüten görünüm ise ayrı bir biçimdir.

Neden Sesler Farklı Duyulur?

Sisli havada seslerin daha yakın ve daha net geldiğini fark etmişsinizdir. Bunun ana nedeni damlacıklar değil, sisi doğuran sıcaklık düzenidir. Yere yakın hava soğuk, üstteki hava daha ılık olduğunda ses dalgaları yukarı kaçmak yerine aşağı doğru bükülür ve yer seviyesinde daha uzağa taşınır. Aynı düzen görüşü kapatırken duymayı kolaylaştırır; bu yüzden sisli sabahlar hem kör hem de tuhaf biçimde keskin hissettirir.

Sis Ne Zaman Dağılır?

Sisin dağılması için ya sıcaklığın yükselmesi ya da havanın karışması gerekir. Güneş yükseldikçe yeryüzü ısınır, yere yakın hava tabakası ısınır ve damlacıklar yeniden görünmez buhara döner. Rüzgârın artması da katmanları karıştırarak aynı sonucu verir. Kalın bir sis tabakası güneş ışığının önemli bir kısmını yansıttığı için ısınma yavaş olur; bu yüzden bazı günler sis öğle saatlerine kadar inatla yerinde kalır.

Sis, karmaşık görünen ama birkaç basit kuralla açıklanabilen bir olaydır: yeterince nem, yeterince soğuma, tutunacak parçacıklar ve karışmayı engelleyen sakin bir hava. Bu dört koşul bir araya geldiğinde sıradan bir sabah, birkaç metre ötesini bile göstermeyen bir manzaraya dönüşür. Gökyüzünde uzaktan izlediğimiz bulutun içinde yürüdüğümüz nadir anlardan biridir.